farkındalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
farkındalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Eylül 2026 Çarşamba

23 Eylül 2026 Günden Kalanlar


 Her şey zamanını bekler.
***
Canım kendim,
Dünyayı değiştirmeye gücün yetmez;
 ancak 
buna rağmen
 kendince doğru bildiğin şeyleri yaparak
doğru yönde hareket edebilirsin.
***
Gördüğünü ört, görmediğini söyleme.
***




17 Eylül 2026 Perşembe

17 Eylül 2026 Günden Kalanlar


 Ben benim. 

Beni ne kadar tanıyorum? 

Benim icim de kaç tane ben var? 

İçimdeki benlerin hepsini oldukları gibi kabul edebiliyor muyum?

Hangilerini sevip hangilerine soğuğum?

***

"Oysa kendini bulmak;

 dünyanın gürültüsünden kaçıp dağcı ekibiyle sosyal medyadan kurulan trekking  gruplarıyla 

uzak bir tepede gözlerini kapatmak olamaz bence.

İnsan kim olduğunu loş salonlarda yakılan tütsünün dumanında öğrenemez.

İnsan kendini önüne çıkan ilk güçlükte ne yaptığıyla tanır.

Çekip gittiğinde mi?

Kaldığında mı?

Suçu başkasına bıraktığında mı payına düşeni kabul ettiğinde mi?

Çünkü insanın gerçek mahiyeti öyle zamanlarda aldığı vaziyette ortaya çıkıyor." 

Diyor Çetin Erker Annemin Plakları Podcast'inde.

***

Bütün bu yolculuk kendimden kendimeymiş.

***


16 Eylül 2026 Çarşamba

16 Eylül 2026 Günden Kalanlar


  Acaba bitkilerde hayata karşı bizim kadar kaygılı mı?

-Yağmur yağacak mı?

-Güneş açacak mı?

-Beni sulayacaklar mı?

-Yoksa kuruyup gidecek miyim?

***

Ya göçmen kuşlar?

-Fırtına çıkar mı? 

-Aç kalır mıyız?

-Bu sene de sevdiğimiz diyarlara kavuşur muyuz?

***

Senden bir hatıra bana bu şarkı.

Sevdiklerimiz hep yanımızda olsun.

***

Özlem deyince de babam...

11 Eylül 2026 Cuma

11 Eylül 2026 Günden Kalanlar


Akıntıya karşı değil akıntı ile birlikte hareket et. 

Kendine ve baskalarına ne yapmaları gerektiğini söyleme. 

Esnekliği hayatına geçir. 

Canım kendim hayatı akışına bırak. 

Demişim kendime 7 ocak 2021'de.

Aradan koca 5 sene geçmiş. Söylemekle, yazmakla olmamış. 

*** 

Gün iş stresi ve gerginlikle başladı. 

Öğlen olmadan 80 yaşına varmış kayınvalidem başka bir şehirden arayıp, telaş içinde; babana bir şeyler oluyor, dedi. 

Önce olayı kavrayamadım. Kayınvalidem son zamanlarda biraz tahammülsüzleşmişti. 

Bir yanım abartıyor mu acaba derken diğer yanım kadının bir bildiği vardır elbet, 

60 yıllık kocasındaki garipliği 

tabi ki en iyi o fark eder, dedim.

Nasıl bir şeyler oluyor, diye sordum.

Dengesi bozuk, kafası karışık, dedi.

O anda kafamın içinde alarmlar çalmaya başladı.

İlk aklıma gelen beyne pıhtı atmış olma ihtimali oldu.

Böyle durumlarda zamanın önemini biliyorum. 

Acilen 112 yi ve kocayı baba ocağına yolladım.

Yanılmamışım,  gerçekten küçük bir atak geçirmiş.

Şükür ki sekel kalmadan müdahale edilebildi.

Telaşlı, endişe dolu bir günün gecesinde başımı yastığa koyduğumda 

kayınvalidenin korkusunu ve telaşını düşündüm.

Zaman zaman birbirlerine kızsalar da, kırılsalar da bir an olsun kocasının yanından ayrılmak istemedi.

 Dile kolay; birbirine adanmış  60 yıl. 

Koca bir ömür. 

İyi günde kötü günde hep yan yana.

Onlar artık karıkoca değil, bir elmanın iki  yarısı.

Yarısı giderse öbür yarısı da gün gün solar.

Biliyorum...

Annemden.

***

Bitkiler varlıklarını sürdürebilmek için insanları kullanıyor olabilir mi? (Güzellikleriyle, lezzetleriyle, kokularıyla...)



1 Ağustos 2026 Cumartesi

01 Ağustos 2026 Günden Kalanlar

Gene karmakarışığım. 

Benim için ne iyiyse onu istiyorum. 

Benim iyi bulmadığım ama benim için iyi olana da dayanma gücü istiyorum. 

Her şeyi olduğu gibi kabullenip akışta kalmayı, biraz yumuşamayı, hoşgörülü olmayı istiyorum. 

Aslında zaten hoş görülüyüm de ben mi görmezden geliyorum?

Hep kendimde hata görmek doğru mu? Yoksa gerçekten hatalı mıyım? 

Görmek, anlamak istiyorum. 

Kalan zamanımı güzel geçirmek, huzurlu yaşamak istiyorum. 

Çok mu şey istiyorum? 

Ben mi zorlaştırıyorum? 

Akışta kalmak, olanı olduğu gibi kabullenmek neden bu kadar zor? 

Yapamıyorum. 

İçimde hep tatminsiz, mutsuz bir çocuk var. 

Onu eğlemekten yoruluyorum. 

Kendimi sürekli meşgul tutmak yerine biraz dinlemeli miyim? 

Dinlersem duyduklarımdan memnun kalır mıyım? 

Ne istiyorum? 

Bazı insanlar sebepli sebepsiz her şeyde eğlenecek bir şey bulurken ben niye yapamıyorum? 

Niye bu kadar gamlıyım? 

Niye hep eksik, tamamlanmamış hissediyorum? 

Bu hayatta kendini tam hisseden var mı? 

Her şeyden razı olan? 

Sanmıyorum.

Nedir derdim?

Kendimi anlayamıyorum. 

Yorgunum.

Çok yorgunum...

31 Temmuz 2026 Cuma

31 Temmuz 2026 Günden Kalanlar


Ayna Teorisi; Dış dünya, iç dünyanın aynasıdır. 

Kendime not: İşler yolunda gitmiyorsa bir bak bakalım içerde neler oluyor. Bu durum sen de hangi duyguları tetikliyor.

 İç düzen=Hayat güllük gülistanlık 

***
Başkalarının beklentilerine göre şekillenmeden, kendi değerlerimizle uyumlu yaşayabilmek...

***

29 Temmuz 2026 Çarşamba

29 Temmuz 2026 Günden Kalanlar


Gül senin tenin 

Ben de güller içinde kafesteyim 

Vatanım senin yanın ben de senin kölenim...

Bora Duran

😊 Güne kafamın içinde bu şarkıyla başladım. 

Bu şarkıyı dinlediğim zamanlarda ki kafayı özledim sanırım.

***

Zihnini sağ ayağına odakla, sağ ayağına zihnen bir bak bakalım.

Ne yapıyor sağ ayak?

Nasıl hissediyor?

Biraz kalın burada, sağ ayağa zihnen bir sorun:

Naber?

Bir şey var mı? Bir his.

Rahat mı?

Sıkışık mı? Gevşek mi?

Kaşınıyor mu?

Sıcak mı? Soğuk mu?

Acaba pozisyonunu değiştirmenizi talep ediyor mu?

Böylece zihniniz bir süre sağ ayağınızda kaldığında tuhaf bir şey olmaya başlayacak,

 bayağı bayağı ayağınızın orada olduğunu fark edeceksiniz. 

E ayağınız hep oradaydı...

Diyor; Sinan Canan

Not: Bu bir farkındalık çalışmasıdır.

***

 

28 Temmuz 2026 Salı

28 Temmuz 2026 Günden Kalanlar

 


Sıkışmışlık...

***
Başına bir şey gelecek korkusuyla ne kadar çabalarsan korktuğun her ne ise o kadar çabuk olur. Akışa teslim ol...

***
Memento Mori

***
Kelimeleri güzel olmayanların hayatları güzel olabilir mi?

***
Yine Martin Eden / Jack London okuyorum. 

"Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olamaz"

"İçimde söylemek istediğim çok şey var sanki. Çok büyük şeyler. Bunları ifade etmenin yolunu bulamıyorum. Bazen bana öyle geliyor ki bütün dünya, bütün hayat, her şey içimde duruyor ve sözcüsü olmam için feryat ediyor. Hissediyorum... Ama anlatamıyorum..."

"Ait olduğu yeri bulamamıştı..."

Duygularıma tercüman. 

***
Farkındalık üzerine; 
" Mutlu insan saçını tararken saçını düşünen insandır. "

***









5 Aralık 2025 Cuma

05 ARALIK 2025 Kendime Söz


Günler günleri kovalıyor. 
Ne zaman yılın sonuna geldik hiç anlayamadım
Yoğunluğu düzene sokamadım.
Rutinin dışına çıkmak beni dağıtıyor. 
Yeni iş ve iş kolik ben...
Kendime 31 Aralık 2025'e kadar zaman tanıyorum.
İşe gömülebildiğin kadar gömül ama, 2026' ya her şeyi rayına oturtmuş olarak başla.

***
Kendime söz;
Yeni yılda daha az fedakar olup kendime daha çok zaman ayıracağım.
İç sesime kulak vereceğim.
Vaktimi çalan gereksiz her şeyden kurtulacağım.
Kaliteli besleneceğim.
Kaliteli sohbetlere katılacağım.
Daha esnek ve şefkatli olacağım.
Daha çok güleceğim.
Daha çok hareket edeceğim.
Durmayı önemseyeceğim.
Az ama kaliteli alışveriş yapacağım.
Var olanları parlatıp, olmayanlar için hayıflanmayacağım.
Ruhuma iyi gelen yerlerde, iyi gelen şeylerle daha çok zaman geçireceğim.
Neredeysem, ne yapıyorsam sadece o ana odaklanacağım. 

Bedenimi, ruhumu ve zihnimi bir arada tutmaya SÖZ.

***
"Anladım ki bütün bu yolculuk, kendimden kendime imiş." Muhyiddin Arabi





4 Kasım 2025 Salı

04 KASIM 2025 Günden Kalanlar

 Canım kendim, güzel yaş almak istiyorsan;

-Büyümeye devam etmelisin. Öğrenmekten vazgeçme.

-Zamana ayak uydur, güncel kal.

-Esne.

-Sosyalleş.

-Dr. Osman Müftüoğlu'nun önerdiği gibi: DURMA-DÜŞME-ÜŞÜTME

Ya da boş ver, sal gitsin...

***

Kimse izlemiyorken sen kimsin?

***

Hayatımı ne yaparak geçirmeliyim?

***

Varoluşunu doğru inşa edememiş gibi hisseden bir ben miyim?


14 Ekim 2025 Salı

14 Ekim 2025 Günden Kalanlar

Yoğun bir temponun içinden sağ çıkmaya çalışıyorum.

***

Kötümser: Bıktım sistem değişikliklerinden. 

İyimser: Yeni şeyler öğrenmek iyidir, geliştirir.

***

Kötümser: Günlük rutinlerin sekteye uğramasından hoşlanmayan bir ben miyim?

İyimser: Rutin dışına çıkmak iyidir, yeni maceralara yelken açtırabilir. : )

***

Şöyle elimden bırakamayacağım güzel bir kitapla bir köşeye sinip kitap okumak istiyorum.

***

"Elimizden kitaplar alınsa neye uğradığımızı şaşırırız." Yeraltından Notlar/F. Dostoyevski

***

İş çıkışı spora gidiyorum. Bugün hocanın bana sürekli komutlar verip, ne yapacağımı söylemesinden keyif aldığımı fark ettim. Gün boyunca sürekli kararlar almak, aldığın kararlardan sorumlu olmak sanırım insanı biraz zorluyor. Bunu genele yaydığımda çocuk yaştan beri kendi sorumluluğumu taşımanın beni ne kadar yorduğunu, güvendiğim birine teslim olmanınsa beni bir o kadar rahatlattığını kavradım. Bu aydınlanma anda kalmayı başardığım yegane zamanda, yani  bir pilates dersinde yaşandı. Bu durumda ne demeli, yaşasın pilates 😊.



1 Ekim 2025 Çarşamba

01 Ekim 2025 Günden Kalanlar-Seyir eden misiniz? Seyreden mi?



İnsan kendi evinde rahat edemezse başka nerede eder? Ev bizim kalemiz değil mi? Tek başınaysan ne ala, ama paylaşıyorsan o kaleyi, paylaştığın kişi de rahat etmeli. En yalın hali ile hesapsız, kitapsız, kaygısız...

"Giyeceğim kıyafetleri hep bir gece öncesinden banyoya
koyduğumdan, giyinmek için ihtiyacım olan her şey banyoda. Celal
hep sabaha karşı yattığı için gürültü yapmama çok kızıyor işe giderken. Ben de sessizce banyoya girip orada hazırlanıyorum her sabah. Duşumu da akşamdan alıyorum ses çıkarmamak için. Sabahları ses olmaması lazım, beyimin uyanmaması lazım. Her şeyin tam da Celal'in istediği şekilde olacağı bir yaşamı en ince ayrıntısına kadar algılayıp, anlayıp, dinleyip ona sunmak benim görevim. Sahi, bu mu gerçekten görevim?"

"Ayaklarımın ucuna basarak mutfağa gidiyor ve su kaynatıyorum
kahve için. Kahvemi elime alıp salona geçiyorum. Bir sigara yakıp annesinin memesinden sütü açlığın verdiği hırsla çeken bir bebek gibi çekiyorum içime dumanı, benim olan bir tek o kalmış sanki. Yapışıyorum onun verdiği tatmine. Peş peşe zift ve duman yığarken içime pencereden dışarı bakarak, tek tük geçen araba ve insanları seyrediyorum.
Huzursuzum. Onunla aynı mekanda olmak hep bir tehlike içeriyor. .."

Piraye'nin Seyir kitabında geçiyor bu cümleler.

Popüler şeylere mesafeliyim ben. O yüzden Piraye'nin Seyir romanına bir türlü elim gitmedi. 
Ablamın bir arkadaşı Seyir'i okuyup yorumlamasını isteyince bende okumaya karar verdim. 
Kitaba karşı biraz önyargılı davrandımsa da şuana kadar okuduğum kısımlar etkiledi beni. Farkında olarak ya da olmayarak kendimizden ne çok ödün veriyoruz. Okudukça insan sorguluyor. Seyir eden miyim? Seyreden mi? Henüz çok başındayım ama belli ki seveceğim.
Bu arada kitabın tam da kendime verdiğim değer konusunda kendimi sorgularken, kendimle ilişkimi iyileştirmeye çalışırken karşıma çıkmasına ne demeli? 

Ya sen?

Seyir eden misiniz? Seyreden mi?

***

Doğayı mahvettik. Gereksiz su tüketiminin önüne geçmekte geç kaldık. Sular azalmaya başladı. Belediye su kesintisi yapılacak saatleri yayınlamış. Uyarıları dikkate almazsak zor günler bizi bekler.

***



10 Eylül 2025 Çarşamba

10 Eylül 2025 Günden kalanlar

Bugün annemle babamın evlilik yıldönümü.

Kendimi bildim bileli ya yüz yüze ya telefonla hiç aksatmadan her yıl kutladım. 

Kutlasam mı? Kutlamasam mı?

4 yıldır her 10 eylülde tereddütte kalıyorum, kutlasam üzer miyim? Kutlamasam üzer miyim?

Çünkü artık babam yok.

***

Sen iyi olsan ne fark eder etraf hep yürek sancısı.

Tetiklenecek o kadar çok şey oluyor ki. 

Dün bütün gün gözü yaşlı gezdim.

24 saat içinde;

İki büklüm yaşlı bir teyze, elindeki kovanın iki yanına sıkı sıkı tutunmuş, kovadan destek alarak yürümeye, hastaneye giriş yapmaya çalışıyordu. 

(Walker diye bir şey icat edilmiş değil mi? Yaşlı teyze düşmeyecek bu aletin peşine. Sistem onu görecek ve ulaştıracak. Gençler sisteme katkı sağlar, sistem de yaşlılara.)

Markette kasada beklerken önümdeki çocuk bakiyesi yetmediği için aldığı temel gıdanın bir kısmını geri bırakmak zorunda kaldı.

(Gözüm kendi alışverişime kaydı. 1 paket çekirdek, 2 paket cips. Utandım)

Çöp karıştıran çocuk çöp konteynerında  bulduğu yarım şişe meşrubatı kafasına dikti. 

(Başımı yerden kaldıramadan yanından geçip gittim.)

Yıl 2025 Gel de isyan etme be kardeşim.

***

Güzel şeylerde oluyor. 

Yaklaşık 15 yıldır aynı köşede satış yapan poaçacı Yaşar abimiz tezgahına not bırakmış. İnceliğe bakın, hasta olduğu için özür diliyor.

Notun etrafına müşterilerin yazdıklarına ne demeli :)) 

-Geçmiş olsun sizi burada görememek üzücü demiş birisi.

-Ben Mert senin değişinle Mertcan umarım yakında dönersin Yaşar abi, demiş bir başkası.

-Biri de rujuyla Allah şifa versin yazmış :)

Canım insanlar, siz her şeyin en güzeline layıksınız ve sayenizde ben hala umutluyum.

***


8 Eylül 2025 Pazartesi

08 Eylül 2025 Günden Kalanlar

İşten çıkıp koşa koşa pilatese gittim. 

Geç kalma ihtimaline karşı üzerime spor kıyafetlerimi giymiştim.

Tam vaktinde salona girdim ve pilates aletinin üzerinde ki yerimi aldım. 

Harekete başladık, hoca sayıyor, oooonn- dokuuuuzzzz- sekiiizzzz- yeediiiii.

Benim komutlara uyuşum, on-dokuz-sekiz-yedi.

Yavaşlamaya çalışıyorum ama bir türlü yavaşlayamıyorum.

Tıpkı yeni bitmiş çamaşır makinası gibiyim. İçimde ki merdane tüm hızıyla dönüyor. 

Ben nefesimi ve kalp atışlarımı düzene sokmayı başardığımda, hareketlerimde düzene giriyor.

Yavaş yaşam felsefesi her yerde karşıma çıkıyor. 

Evet deniyorum.  

Nörologlar çok öneriyormuş diye yere  uzanıp 7 dk bütün vücudumu gevşetmeye, 

etrafımdaki seslere, kokulara, vücudumun zemin üzerindeki temasını fark etmeye çalışıyorum. 

O sırada gözüm saatte acaba işe geç mi kalıyorum. 

Malum trafik. 

Yemeğimi yavaş yemeye çalışarak, her lokmanın tadına varmaya çalışıyorum. 

Ama gözüm yine saatte, çok oyalanırsam işler aksayacak.

İki satır yazı yazmaya çalışıyorum fakat, uyaranların bol olduğu dikkat dağınıklığı çağında,

dikkat vermek ne mümkün. 

Not alır gibi kısa kısa yazıp çıkıyorum.

Yavaşla... 

Evet, deniyorum.

Büyük şehrin çarkından bir çıkabilsem, başaracağım biliyorum.

Bir kızıl derili atasözü var siz de bilirsiniz: "O kadar hızlı gittik ki; ruhumuz geride kaldı."

Sadece ruhumla el ele yürümek istiyorum. 

***



3 Eylül 2025 Çarşamba

03 Eylül 2025 Günden Kalanlar

Dışa dönükler 'dışa dönük' türler, daha çok eylem odaklıdırlar, sosyalleşmeye ihtiyaç duyarlar. Başkalarıyla vakit geçirdikten sonra enerjik hissederler.

İçe dönükler 'içe dönük' türler, düşünce odaklı olma eğilimindedirler, derin ve sosyal etkileşimlerden hoşlanırlar ve yalnız vakit geçirdikten sonra kendilerini yeniden enerji dolu hissederler. İşte bu ben.

***

Ben: Yalnız seyahate çıkmak istiyorum.

Koca: İyi ya ablanla gidin işte.

Tek başıma seyahat etmek istiyorum çünkü, yol arkadaşımın ihtiyaçlarını da gözetmek bende stres yaratıyor. Bu durum karşı tarafla ilgili değil tamamen benimle ilgili. Aşırı korumacı ve kontrolcü bir yapıda olduğum için yanımdakini de gözetme ihtiyacı duyuyorum.  

Yalnız seyahat edebilme özgürlüğü benim için inanılmaz bir ödül. Amin diyelim :)

***

Neye odaklanırsanız o genişler.

Neyi Beklerseniz onu davet edersiniz.

Neye derinden inanırsanız onu yaratırsınız.

***

Şuan birileri bir yerde uyuyor, biri kedisini besliyor, biri işçilere kahve ikram ediyor, biri bir tatil kasabasında denize karşı kahvaltı yapıyor, biri masasının başında çalışıyor, biri kuran okuyor, biri müzik dinliyor, biri hasta, biri yürüyüşte, biri aç, biri tok, biri güvende, biri korku içinde, biri doğuyor, biri ölüyor... 

HAYAT...

***

"Ayağını sıcak tut başını serin, kendine bir iş bul düşünme derin." Manifaturacı abi

***



2 Eylül 2025 Salı

02 Eylül Günden Kalanlar

Yataktan kalkar kalkmaz gün ışığına çıkamasam da, evden çıkmadan 5 dk önce balkonda rimelimi sürdüm, gökyüzüne bakarak muzumu yedim ;) 

Hiç yoktan iyidir.

Size not: Sabah aç karına yenilen muz müthiş bir sindirim düzenleyicidir.

***

Kendime not:  *Toksik insanların oyun alanına girme.

                      *Öğrenmeyi bırakma.

***

Sadece bir anlığına dur. 

Nefesini hisset, nefesinin vücuduna girip çıkışını,

oturduğun sandalyenin tenine dokunuşunu,

odadaki sesleri, 

sadece yargılamadan fark et.

İşte bu, ana gelmektir.

***

Düşünceler gökyüzündeki bulutlar gibidir. Gelir ve gider.

SEN GÖKYÜZÜSÜN.

***

Uçan balon almaya gidiyorum, çünkü onun doğum günü.

***

"Aynı yıldızları görebildiğimiz hâlde, birbirimizden sonsuz ölçüde uzaktık." Jostein Gaarder- İskambil Kağıtlarının Esrarı

"Bir bedeni kendine ev edinmeden önce, ora­daydı ruhumuz ve beden zamanın öfkesine yenik düşünce, yine oraya dönecek"Jostein Gaarder- İskambil Kağıtlarının Esrarı

"İnsanların kim olduklarını, nereden geldiklerini hiç sormadan dünyada dolaşıp durmaları, anlaşılamaz bir şeydi bence. İnsan nasıl bu gezegendeki yaşam karşısında gözlerini yumar ya da onu olağan sayabilirdi?" Jostein Gaarder- İskambil Kağıtlarının Esrarı

"Ben yalnız olduğumuza inanmıyorum evlat, asla inanmıyorum. Evren yaşam kaynıyor. Ne var ki, yalnız olup olmadığımızı hiç öğrenemeyeceğiz. Galaksiler, birbiriyle hiçbir bağlantısı bulunmayan yapayalnız adalar gibidir." Jostein Gaarder- İskambil Kağıtlarının Esrarı

***




18 Ağustos 2025 Pazartesi

16 Ağustos 2025- Color Walks-Renk Yürüyüşü

Yeni şeyler öğrenmeyi, araştırmayı ve uygulamayı seviyorum.
En yeni keşfim Color Walks.
Color Walks, yürüyüşe başlamadan önce bir renk seçip yürüyüş boyunca o renge odaklanarak farkındalığı arttırmayı amaçlıyor. 
Diyelim ki turuncu rengi seçtiniz; Yürüyüş boyunca turuncu renkli nesneleri seçmeye odaklanarak yürüyen bir kişinin turuncu yağmurluğunu, okula giden bir çocuğun turuncu çantasını, turuncuya dönmüş  bir yaprağı, bahçedeki turuncu çiçekleri fark edebilirsiniz.
Peki bu bize ne kazandırır derseniz? 
Turuncu renklileri ararken merak duygumuzu canlı tutar, anda kalırız. Anda var olmak zihnimizi sakinleştirip kaygılarımızdan, endişelerimizden, zihnimizin sağa sola kaymasından bizi kurtarır. Tek amacımız turuncu renkleri avlayarak yürümektir. 
Ve bence her gün farklı bir renge odaklanmak çok eğlenceli olabilir.
Neden olmasın? :)
***