edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ekim 2026 Çarşamba

7 Ekim 2026 Günden Kalanlar

Canım kendim, 

ne zaman biraz sana yönelsem bütün meşguliyetler el ele tutuşup koşa koşa bize geliyor.

Oysa ben seni ne çok özlüyorum.

Sanırım ilişkimizi çekemiyorlar. 

***

Eğer o bahçenin etrafına bir çit koymazsan, oradan geçen herkes çiçeklerinin üzerine basabilir...

***

Meltem Gürle'nin Kırmızı Kazak kitabından bahsetmiş miydim?

Severek küçük küçük okuyorum.

Daha önce okuduğum, sevdiğim kitapları, yazarları

 beraberce tekrar gözden geçiriyoruz. 

Okumadıklarımı ise okumak için heyecan duyuyorum.. 

***

Kitap okumayı çok seviyorum.🥰 

***

Şükür fizyolojisi diye bir şey varmış.



2 Eylül 2026 Çarşamba

02 Eylül 2026 Günden Kalanlar

 Artık geçmişiniz, geleceğinizden çok ama çok daha uzundur...

***

Günler günleri kovalıyor.

Aslında uzun uzun yazmak istiyorum ama,

 koşuşturmacadan buraya odaklanacak gücü bulamıyorum.

Bütün çabam bir nokta dahi olsa bırakarak buradan kopmamayı başarmak.

***

Meltem Gürle'nin Kırmızı Kazak kitabını okuyorum. 

Kitap tavsiyelerinin yanı sıra, bazı cümlelerinin de altını çiziyorum.

Kendime not: Oda benim gibi imla kurallarından pek anlamazmış. Teselli mi? Bilmem. 😋

***

"Tecrübe garip bir şey. Benimki size görünmez. Sizinki de bana. Onun için ortak bir geçmişten gelsek de kendi tecrübemizin içinde yapayalnız oturuyor olabiliriz."

"Kimi dostlar yavaş yavaş gider insanın hayatından. Telefonlar kesilir. Görüşmelerin arası açılır. Bir araya gelindiği zaman küçük anlamsız konuşmalar yapılır. Sonra bir gün ilk kez onun yanında sıkıldığınızı fark edersiniz. Eve döndüğünüzde ağır bir his olur içinizde. Söylenmesi gereken şeyler söylenmediği için değil, söylenecek bir şey kalmadığı için..."

Diyor kitabında Meltem Gürle

 ***



28 Temmuz 2026 Salı

28 Temmuz 2026 Günden Kalanlar

 


Sıkışmışlık...

***
Başına bir şey gelecek korkusuyla ne kadar çabalarsan korktuğun her ne ise o kadar çabuk olur. Akışa teslim ol...

***
Memento Mori

***
Kelimeleri güzel olmayanların hayatları güzel olabilir mi?

***
Yine Martin Eden / Jack London okuyorum. 

"Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olamaz"

"İçimde söylemek istediğim çok şey var sanki. Çok büyük şeyler. Bunları ifade etmenin yolunu bulamıyorum. Bazen bana öyle geliyor ki bütün dünya, bütün hayat, her şey içimde duruyor ve sözcüsü olmam için feryat ediyor. Hissediyorum... Ama anlatamıyorum..."

"Ait olduğu yeri bulamamıştı..."

Duygularıma tercüman. 

***
Farkındalık üzerine; 
" Mutlu insan saçını tararken saçını düşünen insandır. "

***









9 Kasım 2025 Pazar

09 Kasım 2025 Günden Kalanlar

Günler hızlıca akıp gidiyor. Nefes alacak zaman yok. Benim nefesim yalnızlığım. Kendime kaçmaya öyle ihtiyacım var ki. Bu arzumu tuhaf karşılıyorlar. Normal olmadığımı düşünen bir kesim de var. Onlara göre yabaniyim. 

İnsan dediğin sosyal olmalı, birbiriyle kaynaşmalı. Hep yapışık, mıç mıç gezmeli. Hiç susmadan konuşmalı, türleriyle haşır neşir olmalı. Pehhh. 

Arkadaş, kalabalık, kargaşa, gürültü, boş muhabbet bana yaramıyor. Fazlasına maruz kalınca enerjim tükeniyor. İlla bir ara vermeliyim. Yoksa kaldıramıyorum, huzurum kaçıyor. Tedavim basit. Sessiz sakin bir ortamda kendimle buluşmak, kendimle haşır neşir olmak, yani küçük bir inziva. 

Bunun nesi kötü? 

O zaman bana  göre de sizsiniz tuhaf. Kendi iç sesinizden korktuğunuz için kaçıyorsunuz yalnızlıktan.  Aslında kaçtığınız yalnızlık değil kendinizsiniz.  Kalabalıklar içinde susturuyorsunuz iç sesinizi ve erteliyorsunuz yüzleşmeyi.

***

"Sık sık kendi içine çekilmelidir insan. Öte yandan, yalnızlık bizim insanlara karşı özlem duymamıza sebep olur, kalabalık ise kendimize karşı özlem duymamıza, ve biri diğeri için çare olur. Yalnızlık, kalabalığa karşı duyulan nefrete, kalabalık ise yalnızlıktan duyulan bıkkınlığa çare olur!" Seneca/ Ruh Dinginliği Üzerine



30 Ekim 2025 Perşembe

30 Ekim 2025 Günden Kalanlar

" Sanki içimde iki kişi var: biri tüm dünyayı görmek istiyor, diğeri odasından çıkmak istemiyor." Dostoyevski

İşte ruh halim tamda böyle. İçimde ki yaşama sevinci bir gelip bir gidiyor. Dalgalanıp dalgalanıp duruluyorum. Bir coşkun, bir durgun.

Bir adım atsam çok iyi gelecek biliyorum. Ama koltuğa gömülmek daha cazip geliyor. İçime dönmek, kitap okumak, sessizce kendi dünyamda seyir etmek...

Nihayet kendimi dışarı atmayı başarıyorum. 

Deniz havası iyi geliyor, hele denize karşı ilmek atmak daha da iyi geliyor. 

Ufaktan bir şarkı tutturuyorum. Maviye maviye maviye çalar gözlerin...

***

8 yaşında bir dostum bana kalem, kalem başlığı ve sticker hediye etti. 

Sticker seçimini bana bıraktı. Çoğu sticker Kuromi diye bir karaktere aitti. Ona demedim ama içimden hiç beğenmedim. Bütün Kuromiler kötü kötü bakıyordu. Öfke doluydular sanki. Çocukların neden sevdiğine anlam veremedim. 

Ben gittim tatlı tatlı bakan, barışçıl Hello Kitty'i seçtim. 

***

Maud Ankaoua - Bugün Kalan Hayatımın İlk Günü 

Okumaya yeni başladım. Kitap hakkında hiçbir fikrim yok. Sadece ismine kapıldım. Anlaşılan o ki, su gibi akacak.



24 Ekim 2025 Cuma

24 Ekim 2025 Günden Kalanlar

Biraz dağılmış olabilirim ama toparlıyorum.

***

"Ormanda giderken

Yol ikiye ayrıldı

Ve ben seçtim

Daha az gidilmiş olanı." Robert Frost

Seçme şansımız olduğunu bilmek paha biçilmez.

***

Livaneli okuyorum. Bekle Beni Can

***

Boş duramayan biri olarak, bunun beni çok yorduğunu fark ettiğimden beri 5 dakikalık boş durma molaları vermeye çabalıyorum. 

5 dk gibi kısa bir süre bile beni zorluyor.

Şaşırıyorum.

***

Neden sadeleşemiyorum?

Her gün 2 nesneden kurtulmayı deneyeceğim. :P




22 Ekim 2025 Çarşamba

22 Ekim 2025 Günden Kalanlar

 "Bir arkadaşım babası öldüğünde öyle aman aman bir üzüntü hissetmediğini, hatta bu yüzden kendisi için biraz endişelendiğini anlatmıştı. Bir hafta geçmiş, sonra bir ay, sıra dışı pek bir şey yokmuş, evet, aklına gelmesine geliyormuş, kendini mutlu hissetmiyormuş, ama buna gerçek bir üzüntü denir mi? - hayır. Sonra bir sabah, dedi, gözlerimi açtım ve, inan bana, acıdan kalkamadım. Sanki ağır bir levha ya da bir taş göğsümü sıkıştırmış gibiydi, nefes alamıyordum, beni aniden öyle bir çarptı ki, babamın artık hayatta olmadığını sanki ancak. o zaman anladım. Ta ikinci yıl bir nebze hafifledim, dedi." Georgi Gospodinov

21 Ekim 2025 Salı

21 Ekim2025 Günden Kalanlar

Senin kontrolünde olmayan şeyler için üzülme.

***
"İnsanın kafasının içine kimsenin karışamaması çok güzel bir şey." Angela'nın Külleri- Frank Mccourt

***

Günler birbirinin aynı gibi akarken hayat geçip gidiyor.



30 Eylül 2025 Salı

30 Eylül 2025 - Günden Kalanlar

Günaydın yeni gün. 

Mucize dolu bir gün yaşamaya niyet ediyorum. :)

***

Hayatımızı kendi şartlarımıza göre yaşamak en iyi yaşam tarzıdır. Sistemin dayattığı yaşam tarzını reddediyorum. 

***

Başkalarının gözündeki yansımam olmasa ben kimim?

***

"Kitaplar başucunuzda ihtiyatlı bir ilaç gibi durabilir." diyor, Şebnem İşigüzel Nilay Örnek'in Nasıl Olunur? Podcast'inde.

***

An itibarıyla kendime en iyi arkadaşıma davrandığım gibi davranmaya karar verdim. 

***

Kuru erik iyi bir kalsiyum kaynağıymış öyle dedi bilirkişi.

***

Kendime not: 2 haftadır ne çok yedin be canım. Artık disipline olmalısın. (62,5 kg -> 59,5)

***





27 Ağustos 2025 Çarşamba

28 Ağustos 2025 Günden Kalanlar

Saat 07:45 Spotify da Kazım Koyuncu Hoşçakal'ı söylemeye başladı. 
Bir anda her şey anlamını yitirdi.

"İşte gidiyorum, bir şey demeden, arkamı dönmeden, şikayet etmeden.
Hiçbir şey almadan, bir şey vermeden, yol ayrılmış, görmeden, gidiyorum...

Ne küskünlük var, ne pişmanlık kalbimde, yürüyorum sanki senin yanında.
Sesin uzaklaşır, her bir adımda, ayak izim kalmadan, gidiyorum...

Gerdiğin tel, kalbimde kırılmadı, gönülkuşu şarkıdan yorulmadı.
Bana kimse sen, gibi sarılmadı, Işığımız sönmeden, gidiyorum..."

Sabah sabah ne hüzün.

***
Aylin Balboa yaa. Yine duygudan duyguya sürükledin beni.
Belki Bi Gün Uçarız'dan Sıcak ve Düğün... Sesli gülmeye ramak kaldı. Ve Yarım'ı okurken ağlamaya...
***




25 Temmuz 2025 Cuma

25 Temmuz 2025 Hayatımız Ayrıntılarla Boşa Harcanır

Sait Faik öyküleri çok güzel.

***

Hamağa uzanmış , ağaç yapraklarının arasından ışıyan mavi gökyüzüne bakarak, okuduğum satırların inceliğini düşünüyorum.

"Söz vermiştim kendi kendime: yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da bir hırstan başka neydi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim. Hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum. Ada'nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmazsam deli olacaktım... " Sait Faik Abasıyanık/ Son Kuşlar

***

Ege'de bir köyde yaşama hayali olmayan var mı?

***

Eskiden başladığım kitabı sevsem de sevmesem de bitirmek zorunda hissederdim. Şu sıralar boşa vakit kaybetmek yerine yeni denizlere yelken açıyorum.

***

Hayatımız ayrıntılarla boşa harcanır.

***