Günler hızlıca akıp gidiyor. Nefes alacak zaman yok. Benim nefesim yalnızlığım. Kendime kaçmaya öyle ihtiyacım var ki. Bu arzumu tuhaf karşılıyorlar. Normal olmadığımı düşünen bir kesim de var. Onlara göre yabaniyim.
İnsan dediğin sosyal olmalı, birbiriyle kaynaşmalı. Hep yapışık, mıç mıç gezmeli. Hiç susmadan konuşmalı, türleriyle haşır neşir olmalı. Pehhh.
Arkadaş, kalabalık, kargaşa, gürültü, boş muhabbet bana yaramıyor. Fazlasına maruz kalınca enerjim tükeniyor. İlla bir ara vermeliyim. Yoksa kaldıramıyorum, huzurum kaçıyor. Tedavim basit. Sessiz sakin bir ortamda kendimle buluşmak, kendimle haşır neşir olmak, yani küçük bir inziva.
Bunun nesi kötü?
O zaman bana göre de sizsiniz tuhaf. Kendi iç sesinizden korktuğunuz için kaçıyorsunuz yalnızlıktan. Aslında kaçtığınız yalnızlık değil kendinizsiniz. Kalabalıklar içinde susturuyorsunuz iç sesinizi ve erteliyorsunuz yüzleşmeyi.
***
"Sık sık kendi içine çekilmelidir insan. Öte yandan, yalnızlık bizim insanlara karşı özlem duymamıza sebep olur, kalabalık ise kendimize karşı özlem duymamıza, ve biri diğeri için çare olur. Yalnızlık, kalabalığa karşı duyulan nefrete, kalabalık ise yalnızlıktan duyulan bıkkınlığa çare olur!" Seneca/ Ruh Dinginliği Üzerine
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder